PDF FORMATINDA OKUYUN: Hükümlü ve Tutukluların Oy Kullanma Hakkı (AY m. 67/5)

Antik Yunan ve Roma uygarlıklarında mahkumiyet “sivil ölüm” (civil death) olarak görülmekte ve oy kullanamama sonucunu doğurmaktaydı (Liles, ’07, 616). Günümüzde siyasal haklar, aynı zamanda birer ödev olarak demokrasinin köşe taşları arasında yer almaktadır (Karakaş Doğan, ’14, 112). Oy kullanma, h/t’nin vatandaşlık bilincini geliştirerek kendini toplumun bir parçası olarak görmesini sağlar. AİHS’e Ek 1 Nolu Prot. m. 3 ve AY m. 67 bir siyasi hak olarak seçme ve seçilme hakkını güvenceye almıştır. Bununla birlikte, oy kullanma hakkı mutlak olmayıp, zımni kısıtlamalara tabidir. Devletlerin bu konuda geniş takdir payı vardır (AİHM, Hirst v. İngiltere, 74025/01, 6.10.05). Avrupa Cezaevi Kuralları (ACK) m. 24/11’e göre, ulusal hukuk tarafından sınırlanmadığı sürece infaz kurumu idareleri hapsedilenlerin seçimlere, referanduma ve kamusal yaşamın diğer yönlerine katılabilmesini sağlamalıdır. Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerinin çoğunda (ör. Hırvatistan, Danimarka, Finlandiya, Almanya, İzlanda, Hollanda, Sırbistan, Portekiz, İsveç ve İsviçre) hükümlüler hangi suçtan hüküm giydiklerine bakılmaksızın oy hakkını herhangi bir sınırlama olmaksızın kullanabilmektedir (Karagöz, ’07, 186).

Ülkemize gelindiğinde, h/t’lerin oy hakkı İK’da düzenlenmemiştir. AY m. 67/5’e göre, taksirli suçlar hariç infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamamakta, tutuklular ise kullanabilmektedir. Tutuklulara yönelik bu istisnanın nedeni, masumiyet karinesi ve genel oy ilkesine uyumu sağlamaktır. YSK, 31.3.19 t. Mah. İd. Gen. Seçimlerinde taksirli suçlardan hüküm giyenler ve tutukluların oy kullanmalarını yerleşim yerlerinin infaz kurumlarının sınırları içerisinde yer alıp almamasına göre AY’ya aykırı olarak sınırlandırmıştır (YSK, 1133 s. ve 28.12.18 t. karar). 298 s. K. m. 8/2’de, oy kullanamayacaklar arasında hapis cezasının infazı için infaz kurumunda bulunan hükümlüler zikredilmiştir. Yasaklılık hâlinin hükme bağlandığı TCK m. 53’e göre ise, kişi kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı mahkûm edilmişse, bunun kanuni sonucu olarak seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılacak ve infaz tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacaktır. AYM, hükümlünün infazının infaz kurumunda yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın kasten suç işleyen herkesin oy hakkının elinden alınmasını ölçüsüz bularak TCK m. 53/1’de geçen “hapis cezasına” ibaresini f.1 bent b’deki “seçme ve” ibaresi yönünden ve m. 53/2 hükmünü ise  “seçme ve seçilme ehliyetinden” ibaresi açısından iptal etmiştir. Kanun koyucunun hükmü yeniden kaleme alması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Şu hâlde, artık mahrumiyetin süresi açısından TCK’da bir düzenleme kalmadığına göre burada AY m. 67’nin uygulanacağını, yani sadece infaz kurumundaki hükümlülerin haktan mahrum kalacağını kabul etmek gerekmektedir (Üzeltürk, ’21, 1890-1891; Boga, ’18, 16).

AİHM, TCK m. 53 hükmünü yorumlarken, ıslah amacı ile oy hakkının kullanımını yasaklamak arasında doğrudan bir bağlantı bulunmadığını, bu amacın Ek Prot. 1’deki düzenlemeyle bağdaşmadığını, fiilen ceza infaz kurumlarında bulunmayıp şartla tahliye edilenler hakkında oy kullanımının kısıtlanamayacağını belirterek ihlal kararı vermiştir (Söyler v. Türkiye, 17.9.13, 29411/07; Murat Vural v. Türkiye, 9540/07, 21.10.15). AYM, kasten işlenen bir suç nedeniyle oy hakkının otomatik yoksun kalmanın AY ile düzenlendiği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Musa Kaya, 14/19397, 25.3.15). Kanaatimizce, tüm bu tartışmaların esas sebebi, AİHM içtihatlarıyla uyumlu olmayan, ölçüsüz bir araç olarak temel hak ve hürriyetler yönünden sorunlar taşıyan AY m. 67/5 hükmünün hâlen varlığını koruyor olmasıdır (aynı yönde: Şirin, ’11, 331; Üzeltürk, ’21, 1898).

AİHM’e göre, suçla mücadele meşru amacıyla oy kullanma hakkına bir takım sınırlamalar getirilebilse de, suçluluk iddiası (ör. mafya üyesi olması gibi) bu sınırlama için yeterli değildir (Labita v. İtalya,  26772/95, 6.4.00). Salt mahkûm olmak, oy hakkından yoksunluğu gerektirmemeli, meşru bir amaç bulunmalı ve bu amaca yönelik sınırlama da orantılı olmalıdır. AİHM, yasaya dayalı olarak kasıtlı suçtan 1 yıldan fazla hapse mahkûm olduğu için ömür boyu hapse hükümlü olan başvurucuya oy kullandırılmamasında, işlenen suçun türü ve özelliklerine, verilen cezanın süresine, mahkûmun kişisel özelliklerine bakmaksızın genel ve gelişigüzel biçimde sınırlandırılmasının devletin takdir alanı içinde yer almadığını belirterek ihlale hükmetmiştir (AİHM, Hirst v. İngiltere, 74025/01, 6.10.05; aynı mealde: Alajos Kiss v. Bulgaristan, 38832/06, 20.5.10). Buna karşılık, oy kullanamamanın 3 yıldan fazla hapis cezasına özgülenmesini ölçüsüz bulmamıştır (Scoppola v. İtalya, 126/05, 22.5.12). AİHM, mahkûmların oy hakkının yasa değil AY ile sınırlandırıldığı Rusya’ya yönelik olarak verdiği kararında, AY’nın değiştirilmesi zorluğunun kısıtlamaya gerekçe sayılamayacağını vurgulamıştır (Anchugov ve Gladkov v. Rusya, 11157/04, 15162/05, 9.12.13). AİHM, devam eden içtihatlarında seçme hakkına yönelik sınırlamanın, hâkim tarafından alınması gerektiğini ve özellikle her somut olay bazında suçla kısıtlılık arasındaki nedensellik bağına bakılarak karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır (Frodl v. Avusturya, 20201/04, 8.4.10).

KAYNAKÇA

Boga, Bekir, TCK’nın Siyasi Haklardan Yoksunluğa İlişkin Düzenlemesinin İptali, NEÜHFD, C: 1, S: 1, Oc. ’18.

Karagöz, Kazım, Mahkûmların Oy Hakkı Üzerindeki Yasağın Demokrasi Teorisindeki Yerine Eleştirel Bir Yaklaşım, DEÜHFD, C: 9, S: 1, Oc. ’07.

Karakaş Doğan, Fatma, AİHM’nin Söyler v. Türkiye Kararı ile YSK Kararı Işığında Mahkûmların Oy Hakkı, TBBD, Y: 26, S: 14, May-Haz. ’14.

Liles, William Walton, Challenges to Felong Disenfranchisement Laws: Past, Present, and Future, Alabama Law Review, V: 58, I: 3, May. ’07.

Şirin, Tolga, İHAS’a Göre Serbest Seçim Hakkı, MÜHFHAD, C: 17, S: 1-2, Oc. ’11.

Üzeltürk, Saba Şahika Tahmaz, Mahkûmiyet Bağlamında Oy Hakkının Sınırlandırılması ve Genel Oy İlkesi, YÜHFD, C: 18, S: 2, Tem. ’21.

1517562053084
Prof. Dr. Çetin Arslan
?S=150&D=Mp&R=G
C.S. Murat Kayançiçek
error: Korumalı İçerik
Scroll to Top