PDF FORMATINDA OKUYUN: Amirlerine, Maiyetindekilere ve İş Sahiplerine “Fiili Tecavüz”de Bulunmak (657 S. DMK m. 125/E-F)

A. GENEL OLARAK

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) m. 8/2’e göre, memur, görevi esnasında hiyerarşiden kaynaklanan disiplinin sağlanması yönünden amirine saygılı davranmak ve işbirliği içinde çalışmakla yükümlüdür. Aynı durum, memurun maiyetinde (altında) çalışanlara, iş arkadaşlarına veya iş sahiplerine (işini gördüğü vatandaşlara) karşı tutum ve davranışları bakımından da geçerlidir. DMK m. 10/2’e göre, amir maiyetindeki memurlara hak­kaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amir yetkisini kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır. İdarenin bütünlüğünün korunması, ast veya üst fark etmeksizin tüm memurların uyumlu çalışması, kurum iç disiplini ile hiyerarşik düzene zarar verecek davranışlardan kaçınmalarına bağlıdır.

DMK m. 125 bent (E)’de devlet memurluğundan çıkarma (DMÇ) disiplin cezası tanımlanarak bu cezayı gerektiren disiplin suçlarına (fillerine) yer verilmiş, aynı bendin (f) alt bendinde [E-f] aşağıda unsurları ve arz ettiği özellikleri izah edilen Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmaksuçu düzenlenmiştir.

B. KORUNAN HUKUKİ DEĞER

[E-f]’de tarif edilen suçla, bir yandan kamu hizmetinin işbirliği içinde yürütülerek çalışma düzeninin sağlanması, diğer yandan amirin sahip olduğu yetkileri kullanarak maiyetini ezmesi ve astın üstüne saygısızlık etmesi önlenerek kurum içi disiplini, hiyerarşi ilişkisi ve vücut dokunulmazlığı korunmak istenmiştir (Kaman Karan, ’03, 158). Görüldüğü üzere, bu suçla birden çok hukuki değer aynı anda korumaya alınmıştır.

C. SUÇUN UNSURLARI

  1. Kanunilik (Tipiklik)

[E-f] hükmünde “Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak” şeklinde disiplin suçu düzenlenmiş ve yaptırımı DMÇ cezası olarak öngörülmüştür.

Suçun daha iyi anlaşılabilmesi için, disiplin suçları içinde yer alan benzer suçlara değinilmelidir. Buna göre; memur amirine karşı görev sırasında hal ve hareket şeklinde saygısızlıkta bulunmuşsa [B-c] uyarınca kınama; amirine görev sırasında sözle saygısızlık etmişse [C-e] uyarınca aylıktan kesme; yaptığı fiil veya hareket amirine karşı görev sırasında veya görev dışında küçük düşürücü veya aşağılayıcı nitelikteyse [D-d] uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması (KİD); fiil veya hareketi amirine karşı görev sırasında veya görev dışında hakaret ve tehdit niteliğindeyse [D-l] uyarınca KİD ve eylemi amirine karşı görev sırasında veya görev dışında fiili tecavüz (vücut bütünlüğüne saldırı) niteliğindeyse hakkında [E-f] uyarınca DMÇ cezası verilir.

  1. Maddi Unsurlar

a) Fail

Disiplin suçları “gerçek özgü suç” niteliğindedir. Bu itibarla, disiplin suçlarının faili ancak devlet memuru, yani belirli özelliklere sahip gerçek bir kişi olabilir (Oğurlu, ’01, 99; Taşkın, ’06, 186). Bu durum, [E-f]’de tanımlanan suç bakımından da geçerlidir.

b) Mağdur

[E-f]’deki suçun öncelikli mağduru, failin görev yaptığı kurum nezdinde Devlettir. Failin, fiili tecavüzde bulunduğu “amiri”, “mahiyetindekiler” ve “iş sahipleri” de bu disiplin suçunun mağdurudur. Suçun mağdurları arasında iş sahiplerine de yer verilmesinin sebebi, kamu hizmeti kapsamındaki iş ve işlemlerle ilgili olarak ilişkide bulunulan kişi ve kuruluşlara karşı devletin saygınlığı ve itibarının yitirilmemesidir. Zikredilen kişiler dışında kalan herhangi bir vatandaş, bu suçun mağduru olamaz.

c) Hareket (Fiil)

[E-f]’de yer verilen suç, sadece “icrai” hareketle işlenmeye elverişlidir (Coşkun, ’09, 131). Memur iş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmuşsa [B-g] uyarınca hakkında kınama; iş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmışsa [B-h] uyarınca hakkında kınama ve fiili tecavüzünün mağduru memurun mahiyetinde çalışanlar ve iş sahiplerinden biriyse [E-f] uyarınca hakkında DMÇ cezası tayin edilir.

Tipiklikteki fiili tecavüzibaresinin sözcük anlamı eylemsel saldırıdır. Saldırı, bir hakka tehlike yaratmak veya zarar meydana getirmek üzere yönelen eylemlerdir. Vücut bütünlüğüne karşı gerçekleştirilen kuvvete dayalı “tokat atma”, “yumruklama”, “yaralanmaya neden olacak şekilde itip yere düşürme” gibi eyleme dökülmüş hareketler fiili tecavüzün karakteristik özelliklerini taşır. Daha yalın ifadeyle, fiili tecavüz ile kastedilen, mağdurun vücut bütünlüğüne yönelik olarak kasten yaralama şeklinde gerçekleştirilen eylemlerdir. Bu bakımdan tehdit, hakaret, aşağılama ve sataşma gibi sözel davranışlar fiil tecavüz niteliğinde değildir. Aynı şekilde salt bir kişiyi yakasından tutup onu ittirmek de fiili tecavüz kapsamına girmemektedir (D. 12. D, 30.6.20, 18/8582, 20/2628; Erz. BİM. 1. D, 27.5.21, 20/1767, 21/1184). Danıştay (Dnş/ D.) ve Bölge İdare Mahkemeleri (BİM), memur M.A.’nın aynı birimde grup sorumlusu olarak görev yapan amiri Z.U.’ya tekme atarak yaralaması (D. 12. D, 17.9.19, 19/520, 19/5968; aynı mealde: Erz. BİM. 1. D, 18.10.18, 18/2579, 18/2953); O. T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu infaz koruma başmemuru (İKBM) N.Ü.’nün çocuk tutukluya tokat atması (Adn. BİM. 1. D, 31.3.22, 21/2268, 22/1152); Avcılar HEM Müd. Yrd. R.A.D.’nin iş sahibi sayılan Seyit O. İlkokulu Müd. N.Ç.S.yi tokat atmak ve tekmelemek suretiyle darp etmesi (D. İDDK, 1.4.19, 18/1300, 19/1445); memurun iş arkadaşına karşı alacağını tahsil amacıyla da olsa darp edip senet imzalatmak suretiyle silahla yağmada bulunması (Sam. BİM. 4. D, 8.9.20, 20/619, 20/596); memurun müdürünü bacağından bıçakla yaralaması (Kon. BİM. 1. D, 26.1.22, 21/2661, 22/330); memurun amiri olan müdürüne silahla ateş etmesine rağmen mermilerin müdüre değil masaya isabet etmesi (D. 12. D, 26.6.08, 07/5222, 08/3951) eylemlerini fiili tecavüz olarak kabul etmiş; buna karşılık iş arkadaşının kitabını masadan alıp yakması (D. 8. D, 12.12.11, 09/711, 11/6564) eylemini fiili tecavüz olarak nitelememiştir.

Amir kavramıyla ilgili olarak; idari hiyerarşi (silsile-i meratip), ast ve üstün kademeli şekilde aynı idare veya aynı kamu tüzel kişiliği bünyesinde yer alan çeşitli birimler içinde söz konusudur (Yıldırım-Çınarlı, ’18, 48). Amir hiyerarşik üst konumundadır; hiyerarşi yetkisi asli yetkilerden olup kullanılması için kanuni bir düzenleme bulunması gerekmemektedir. Amir kavramı sadece sicil amiri ya da disiplin amirini kapsamamaktadır; daha geniştir. Dnş. da amir kavramını geniş yorumlamaktadır. Dnş’a göre, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürü’nü İstanbul Defterdarlığı Mevlanakapı Vergi Dairesi Müdürlüğü’nde teknisyen olarak görev yapan memurun amiri konumundadır (D. 12. D, 21.11.06, 03/5088, 06/5135). Yine okul müdür yardımcısı öğretmenin amiri pozisyonundadır (Gaz. BİM. 5. D, 30.11.21, 20/450, 21/19211). Buna karşılık, görevli olmadığı bir günde karıştığı adli olaydan dolayı şüpheli sıfatıyla götürüldüğü karakolda görevli komiser yardımcısına yumruk atan polis memuru ile komiser yardımcısı arasında amir-memur ilişkisi bulunmamaktadır (Erz. BİM. 1. D, 20.12.18, 18/2258, 18/3367).

Mahiyetindekiler kavramıyla kastedilen, amirin (üstün) yanında bulunan kimseler, alt kademedekilerdir. İnfaz kurumunda barınan hükümlü ve tutuklu (h/t) infaz kurumu personelinin (İst. BİM. 2. D, 19.12.19, 19/1784, 19/2312; Ank. BİM. 2. D, 27.6.19, 19/654, 19/1509).), öğrenci öğretmenin maiyetindeki kişilerden sayılır (D. 8. D, 26.9.91, 91/1226, 91/1465). Buna karşılık, memurun amirinin eşi [E-f]’deki suçun tipikliğinde yer almamaktadır (D. 12. D, 25.3.14, 10/8158, 14/1932). G. MYO Sekreteri D.Y.’nin husumetli olduğu aynı yer İdari İşler Şefi M.B.’nin aracını Güvenlik Görevlisi M.K.K. ve öğrenci A.Ş.’ye para vererek azmettirmek suretiyle yaktırması eylemi DMK m. 125/4 uyarınca maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak eylemine benzer niteliktedir (Ank. BİM. 4. D, 23.5.19, 18/1609, 19/1361).

Düşüncemize göre, kanun koyucu maddede “iş arkadaşlarına” ibaresine bilinçli olarak yer vermemiştir. Bu itibarla, aralarında astlık-üstlük (amir-memur) ilişkisi bulunmayıp eşdeğer görevlerde çalışan memurların (iş arkadaşları) birbirlerine karşı fiili tecavüzleri DMK m. 125/4’e dayanılarak benzer eylem kabul edilmemelidir. Bu olasılıkta, anılan eylemleri yorum yoluyla genişletmek yerine, failin [E-f] dışında kalan tipe uygun diğer disiplin cezalarından biriyle tecziyesi cihetine gidilmelidir. Dnş’ın değişen güncel içtihatları ve kimi BİM kararları görüşümüz paralelindeyken (D. 12. D, 9.3.21, 19/2539, 21/1156; İst. BİM. 3. D, 30.11.21, 21/415, 21/1622; Gaz. BİM. 5. D, 5.10.19, 19/1796, 19/1745; İzm. BİM. 2. D, 16.5.19, 19/1130, 19/1177; Ank. BİM. 2. D, 13.6.18, 18/559, 18/1562; Erz. BİM. 1. D, 15.11.18, 17/5096, 18/3130), kimi BİM kararları aksi istikamettedir (Sam. BİM. 4. D, 8.9.20, 20/619, 20/596; İzm. BİM. 2. D, 24.1.19, 18/4688, 19/301). Özellikle İzm. BİM. 2. D. tarafından aynı yıl içerisinde verilen birbirine zıt kararlar dikkat çekmektedir.

Resmi kuruma şahsi işi için gelen vatandaşlar iş sahibi sayılır (Sam. BİM. 4. D, 16.10.20, 20/310, 20/861). Maddenin uygulanması bakımdan iş sahibi kavramı geniş tutulmuştur.

İttifak hâlindeki doktrin (Çetin, ’11, 44) ve Yük. Mah. içtihatlarına göre, suçun işlendiği yerin “kurumun içi” ya da “kurumun dışı” olması arasında fark bulunmamaktadır (Ank. BİM. 2. D, 24.11.17, 17/12347, 17/12476). Memurun olay tarihinde başka bir kurumda “geçici görevliyken” esas görevli olduğu kurum müdürüne fiili tecavüzde bulunması, [E-f] uyarınca tecziyesini engellemez (Aksi yönde: D. 12. D, 8.5.06, 03/3251, 06/1817). Aynı durum, memurun geçici görevli olduğu kurumda amirine karşı fiili tecavüzde bulunduğunda da geçerlidir (İst. BİM. 2. D, 27.3.18, 17/7670, 18/794).

Fiili tecavüzün şikayetçi ifadesi, darba ilişkin doktor raporu, varsa kamera görüntüsü ve tanık beyanları gibi delillerle somut olarak ortaya konulması gerekir. Olayın hemen ardından doktor raporu alınarak delil kuvveti korunmalıdır (Ank. BİM. 2. D, 25.2.20, 19/1779, 20/394). Mağdurun ifadesi dışında delil yok ve darp cebir bulgusu içeren doktor raporu da olaydan bir gün sonra alınmışsa, suçun sübuta ermediği kabul edilmelidir (Ank. BİM. 2. D, 27.6.19, 19/654, 19/1509).

ç) Netice

[E-f]’deki disiplin suçunda hareket ile netice ayrılabilir niteliktedir. Bu suç, tehlike değil zarar suçudur. Netice, mağdurun bedensel bütünlüğünde zarar (yaralanma) şeklinde ortaya çıkmaktadır.

  1. Manevi Unsur

[E-f]’deki suç, taksirle değil yalnızca “kasten” işlenebilir. Gerçekleştirilen eylem icrai suç niteliğinde, yani neticesinin ortaya çıkması failin aktif bir davranışına (ör. kasten yaralama) bağlı ise, hareketin bilerek icrası, neticesinin istendiği, dolayısıyla işlenen suçun da kasta dayalı olduğu sonucunu doğuracaktır (D. 12. D, 23.2.10, 08/539, 10/1039; Ank. BİM. 2. D, 20.6.19, 19/447, 19/1419).

  1. Hukuka Aykırılık Unsuru

a) Meşru Müdafaa

“Meşru müdafaa” kurumunun [E-f]’nin başını çektiği kimi disiplin suçları bakımından da bir hukuka uygunluk nedeni olduğu genellikle kabul edilmektedir (Coşkun, ’09, 71-72). Memurun kendisine yönelen haksız saldırıyı defetmek amacıyla, saldırıda bulunana karşı meşru müdafaa koşulları içerisinde silah kullanması halinde, [E-f] uyarınca cezalandırılması cihetine gidilemez (D. 12. D, 27.12.13, 12/3100, 13/12993). Özellikle ceza mah.’nin beraat kararı meşru müdafaaya dayanmaktaysa, disiplin amirlerini de bağlar ve memur mesai arkadaşına fiili tecavüz suçundan cezalandırılamaz (D. 12. D, 16.1.08, 07/5283, 08/61; D. 12. D, 31.10.11, 09/8672, 11/5475). Karşılıklı darp olayında ceza mah. mahkumiyet kararı vermişse, disiplin soruşturmasında meşru müdafaa hükmü işletilemez (Gaz. BİM. 5. D, 14.1.21, 19/1879, 21/80).

Meşru müdafaa değerlendirmesinin mutlaka ceza mah. tarafından yapılması gerekmez. Disiplin soruşturması kapsamında cem edilen deliller çerçevesinde de söz konusu değerlendirmede bulunulabilir (D. 12. D, 13.10.16, 13/7052, 16/4547). Güvenlik görevlisi S.O.’nin içinde sıvı bulunan cam bardağı C.Ç.’ye doğru fırlatarak yaralanmasına neden olması üzerine aralarında boğuşma yaşanan olayda, kavganın S.O.’nun C.Ç.’ye bardak fırlatmasından sonra başlaması, kavga sırasında S.O.’nun elinde cam şişe bulunmasına rağmen C.Ç.’nin elinde herhangi bir cisim bulunmaması, dolayısıyla S.O.’nun kendisine yönelmiş bir saldırıya karşı koymaması, tam aksine fiili saldırıyı başlatan taraf olması nedeniyle lehine meşru müdafaa koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir (Gaz. BİM. 5. D, 6.11.19, 19/4505, 19/1781). Mağdurun husumet beslediği soruşturulana yönelik kaba ve saygısız davranışları, tek başına soruşturulanın fiili tecavüz eylemini meşru hale getirmez (Ank. BİM. 2. D, 18.12.19, 19/2452, 19/2803).

  1. Kanun Hükmünü Yerine Getirme

TCK m. 24/1 uyarınca kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. DMK m. 11/1’e göre, memurlar kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymak ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Bu kural, [E-f]’de tanımlanan disiplin suçu bakımından da geçerlidir. Ör. infaz kurumundan kaçmaya teşebbüs eden veya saldırganlık gösteren h/t, vücudunda iz kalacak şekilde dahi olsa zor kullanılarak etkisiz hale getirilirse, zor kullanma yetkisinde sınırı aşmayan memur hakkında kanun hükmünü yerine getirdiği için disiplin cezası verilmez.

Ç. KUSURLULUK

  1. Haksız Tahrik

“Haksız tahrik” (TCK m. 29), kusur yeteneğini kaldıran değil azaltan nedendir (Y. CGK, 15.3.16, 14/3-436, 16/134). Doktrinde (Kulaç, ’19, 90; Aslan-Altındağ, ’19, 109; Livanelioğlu, ’03, 52) ve uygulamada genel kabul, haksız tahrikin disiplin hukukunda da uygulama alanı bulduğu istikametindedir. Dnş. ve BİM’lerin yerleşik içtihatlarına göre, disiplin cezalarında haksız tahrik dikkate alınır; memurun haksız tahrik altında disiplin suçunu işlediği anlaşılırsa, olayın özelliği çerçevesinde ölçülülük ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek ya bir alt ceza verilir ya da hiç ceza tayin edilmez (D. 12. D, 3.12.19, 16/4750, 19/9565; D. 8. D, 21.5.20, 19/9230, 20/2138; Ank. BİM. 4. D, 11.9.20, 20/2268, 20/1911; Ank. BİM. 2. D, 17.9.18, 18/1532, 18/2204; Gaz. BİM. 2. D, 28.9.18, 18/605, 18/3136). Fiili tecavüz ağır tahrik altında veya karşılıklı gerçekleşmişse, memura DMK m. 125/E-f uyarınca DMÇ cezası verilemez (D. 12. D, 20.6.19, 19/1652, 19/5170; D. 10. D, 14.11.90, 90/1103, 90/2547). Güvenlik görevlisi S.O.’nin içinde sıvı bulunan cam bardağı C.Ç.’ye doğru fırlatarak yaralanmasına neden olması üzerine aralarında boğuşma yaşanan olayda, haksız tahrikin koşulları oluşmamış sayılır (Gaz. BİM. 5. D, 6.11.19, 19/4505, 19/1781). Ceza mah.’nce memur hakkında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı tespit edilemediği için haksız tahrik indirimi (TCK m. 29) uygulanarak mahkumiyet hükmü kurulmuşsa, aynı eylemden ötürü disiplin cezası da bir alt ceza uygulanarak belirlenir (D. 8. D, 21.5.20, 19/9230, 20/2138).

  1. Akıl Hastalığı

Akıl hastalığı, irade gücünün kullanımını sakatlayan hallerden olduğundan, disiplin ceza ehliyetini ortadan kaldırır. Bu itibarla, amirine karşı fiili tecavüz suçunu işlediği zaman şuurunun ve hareketinin serbestliğini kaldıracak nitelikte akıl hastalığına maruz kalan memura disiplin cezası verilemez (D. 12. D, 23.2.10, 08/539, 10/1039). Bu itibarla, akıl hastalığı iddiası bulunan veya bu yönde bazı deliller ibraz eden soruşturulan akıl ve ruh sağlığı yönünden uzman hekimlere muayene ettirilmeli ve raporu alınarak cezai durumu değerlendirilmelidir (Ank. BİM. 2. D, 10.10.19, 19/721, 19/2153).

D. SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ

  1. Teşebbüs

Disiplin suçlarının “teşebbüse” elverişli olup olmadığı tartışmalıdır. Azınlık fikrine göre, disiplin suçuna teşebbüs eden fail tamamlanmış suçun cezasıyla tecziye edilir (Sağlam, ’03, 55). Bizim de katıldığımız baskın fikre göre ise, DMK’da teşebbüs kurumuna yer verilmediğinden disiplin suçlarına teşebbüs halinde, fail tecziye edilemez (Livanelioğlu, ’03, 30; Arıca, ’06, 175; Çiçek, ’11, 28; Kaya, ’10, 15; Kaya, ’19, 15; Coşkun, ’09, 55). Dnş’ın çoğunluk kararları [E-f]’deki suçun teşebbüse elverişli olmadığı yönündedir. Buna göre, A. Kapalı İnfaz Kurumu’nda görevli infaz korumu memuru (İKM) A.T.’nin yalnız görüşme talebini reddetmesi üzerine ayağa kalkarak bir eli havada olduğu şekilde amiri konumundaki Savcı F.B.’nin üzerine yürümesi, bu sırada odadan zorla çıkarılması eylemi, tamamlanmayıp teşebbüs aşamasında kaldığından [E-f] uyarınca tecziye sonucunu doğurmaz (D. 12. D, 9.12.13, 12/10205, 13/9927; D. 12. D, 21.4.06, 03/4593, 06/1583). İlçe Milli Eğitim Müd. Hizmetlisi H.Y.’nin Kaymakam konutuna geceleyin sarhoş şekilde gelerek Kaymakam ile tartışması, Kaymakamın kapısını kapatması üzerine elindeki silahla 6 el ateş etmesi (D. 12. D, 24.3.06, 03/2011, 06/1075); U. Yetiştirme Yurdu Müd. Hizmetlisi F.Ö.’nün aynı yer Müd. Yrd.’na makam odasında pompalı tüfekle ateş etmeye teşebbüs etmesi (D. 12. D, 12.10.00, 99/4918, 00/3388; aynı mealde: D. 12. D, 24.6.08, 07/5222, 08/3951) eylemleri amire fiili tecavüzde bulunma suçunu oluşturur. Kanaatimizce, burada amire fiili tecavüz değil, tehdit suçu gerçekleşmiştir.

  1. İştirak

Disiplin suçunu müşterek fail (fiili irtikap eden) olarak birlikte ya da topluca işleyen her memur ayrı ayrı cezalandırılır (Sürbahar, ’76, 39). Doktrinde ekseriyet fikri (Livanelioğlu, ’03, 31; Dilek, ’99, 36), müşterek faillik dışındaki diğer iştirak hallerinde (azmettirme veya yardım etmede), disiplin suçuna iştirak edenlere asıl suçu işleyenle aynı cezayı vermenin mümkün olduğu yönündedir. Dnş. kararlarındaki baskın fikir bu düşünceden yanayken (D. 12. D, 8.11.18, 18/2463, 18/4996; D. 8. D, 18.9.01, 01/1147, 01/3855), azınlık kararlarında benimsenen düşünce yardım edenin asıl failin fiili değil, icra ettiği kendi fiili dikkate alınarak cezalandırılacağı istikametindedir. Buna göre, Hâkim ve Savcı Adayları Eğitim Merkezi Hizmetlisi N.I.’nın, aynı yer eski Şöförü L.T.’nin Eğitim Merkezi Şube Müd. Vekili F.E.’yi yumrukla darp ederek fiili tecavüzde bulunduğu sırada L.T.’nin yanında bulunması, olaya müdahale etmek isteyenlerin üzerine yürüyerek yakasından tutup iteklemesi, böylelikle L.T.’nin olayı gerçekleştirme kararını takviye etmek suretiyle ona yardımda bulunması eylemi, [E-f]’deki amirine karşı fiili tecavüz değil, [D-d]’deki amirine karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapma suçunu oluşturur (D. 12. D, 30.4.04, 01/1290, 04/1524; benzer mealde: D.12.D, 25.3.14, 10/8158, 14/1932). Nihayet memur olmayan failin disiplin suçuna iştirak etmesi halinde cezalandırılması olanaksızdır (Küçük, ’19, 138; Karahanoğulları, ’99, 56). Zira yukarıda da belirtildiği üzere, disiplin suçları gerçek özgü suç niteliğinde olup, memur olmayanların iştirakine elverişli değildir.

E. ZAMANAŞIMI

  1. Soruşturmaya Başlama Zamanaşımı

[E-f]’deki suç bakımından “6 aylık” soruşturma zamanaşımı süresi olaya ilişkin bildirimin kurum kayıtlarına girdiği veya kuruma ihbarın yapıldığı tarihten başlar (Ank. BİM. 2. D, 23.6.21, 21/2642, 21/1115; Ank. BİM. 2. D, 10.3.21, 20/1237, 21/463). Ör. memur 4.10.17 günü darp eyleminde bulunmuş ve fiili aynı gün idare tarafından öğrenilmişse, 6 ay içinde (en geç 4.4.18 gününe kadar) soruşturma olur’u verilerek soruşturmaya başlanması şarttır (İst. BİM. 2. D, 22.1.20, 20/25, 20/74).

  1. Ceza Verme Zamanaşımı

[E-f]’deki suç “ani suç” niteliğindedir. Fiil icra edildiğinde suç tamamlanır ve “2 yıllık” ceza verme zamanaşımı süresi başlamış olur. Ör. memur 4.10.17 günü darp eyleminde bulunmuş ise, 2 yıl içinde (en geç 4.10.19 gününe kadar) soruşturmanın tamamlanarak muktezaya bağlanması zorunludur (İst. BİM. 2. D, 22.1.20, 20/25, 20/74).

F. YAPTIRIM TAYİNİNDE “ÖLÇÜLÜLÜK” İLKESİNİN GÖZETİLMESİ

AY m. 38’de düzenlenen ölçülülük ilkesi gereğince ceza tayininde memura isnat edilen fiili tecavüz eyleminin belli bir dereceye kadar ağır ve vahim nitelik arz etmesi gerekir. Dnş’a göre, hakaret edilmesi şeklindeki ağır tahrik altında fiili tecavüz suçu işlenmişse (D. 12. D, 4.4.08, 08/294, 08/2092; Ank. BİM. 2. D. 29.3.19, 18/2944, 19/672) veya fiili tecavüz dövme girişimi biçiminde karşılıklı gerçekleşmişse (D. 10. D, 14.11.90, 90/1103, 90/2547) ölçülülük ilkesi gözetilerek memura DMÇ cezası verilmemeli, fiili daha alt ceza gerektiren [D-d]’deki amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı fiil ve hareketler yapma suçu olarak nitelendirilmelidir (D. 12. D, 11.11.19, 19/3322, 19/8586). Dnş, Mübaşir M.E.Ç.’nin amiri olan Hâkim M.D.’nin kendisini koridorda görmesine rağmen ayağa kalkmaması üzerine birkaç kez odasına çağırmak suretiyle ortamı gerginleştirmesinin de etkisiyle o’nu makam odasında darp ederek yaralaması eyleminden ötürü [E-f] uyarınca DMÇ cezası ile cezalandırılamayacağını, zira burada eylem ile ceza arasında adil bir dengeden söz edilemeyeceğini belirtmiştir (D. 12. D, 3.10.02, 02/706, 02/2928). Dnş, T. İcra Müd. Zabıt Kâtibi V.T.’ye posta dağıtıcısı H.U. tarafından teslim edilmek istenen tomar haldeki evrakların sayısı konusunda çıkan tartışmanın itişmeyle başlayarak karşılıklı kavgaya dönüşmesi, karşılıklı olarak boğuşup yumruklaşmaları olayında, kavgayı ilk kimin başlattığı karşılıklı suçlamalar nedeniyle belirlenememekle birlikte her ikisinin de kavganın başlamasında kusurunun bulunması, kaldı ki ceza mah. kararında ilk haksız eylemin kimin tarafından başlatıldığı belirlenemediğinden her ikisi hakkında TCK m. 29 uyarınca haksız tahrik indirimi uygulanarak mahkûmiyet hükmü kurulması karşısında, V.T.’nin ölçülülük ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek [E-f] uyarınca DMÇ cezasıyla cezalandırılamayacağı tespitinde bulunmuştur (Ank. BİM. 2. D, 27.9.18, 18/1532, 18/2204).

KAYNAKÇA

Arıca, Mehmet Nadir, Kamu Görevlileri Soruşturma Rehberi- I, İlksan Matbaası, Ank. ’06.

Aslan, Zehreddin/ Altındağ, Halil, Memurların Disiplin ve Ceza Soruşturması, 2. Bs, Seçkin Y, Ank. ’19.

Coşkun, Hakan, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na Göre Disiplin Suçları ve Disiplin Soruşturmaları, Danıştay Kararları Üzerine Bir İnceleme, (YYLT), MKÜSBE, Hatay ’09.

Çetin, Fatih, Devlet Memurluğunun Sona Ermesi, (YYLT), SÜSBE, Kon. ’11,

Çiçek, Hayrettin, Devlet Memurları Hakkında Disiplin Soruşturması: Türkiye Uygulaması, (YDT), DEÜSBE, İzm. ’11.

Dilek, Muzaffer, Memur Disiplin Hukuku ve Disiplin Soruşturmasının Temel Esasları, TİD, Y: 71, S: 423, Haz. ’99.

Kaman Karan, Nur, Devlet Memurluğunun Sona Ermesi, 1. Bs, Seçkin Y, Ank. ’03.

Karahanoğulları, Onur, Memur Disiplin Hukukunun Niteliği ve İlkeleri, ÇYYD, C: 8, S: 3, Tem. ’99.

Kaya, Özgür, Danıştay Kararları Işığında Disiplin Hukukunun Başlıca İlkeleri, (YYLT), TODAİE, Ank. ’10.

Kaya, Sinem, İdari Usul İlkeleri Açısından Disiplin Hukuku, (YYLT), HBVÜLEE, May. ’19.

Kulaç, Duygu, Devlet Memurlarının Disiplin Sorumluluğu, (YYLT), YÜSBE, Haz. ’19.

Küçük, Çolpan Mücahit, 657 Sayılı Kanun Kapsamında Disiplin Cezaları ve Ceza Hukuku ile Ceza Muhakemesi Hukuku Genel İlkelerinin Disiplin Hukukunda Uygulanabilirliği, (YDT), GÜSBE, Oc. ’19,

Livanelioğlu, Livanelioğlu, Ömer Asım, Memur Disiplin Hukuku, 2. Bs, THE Y, Ank. Mrt. ’03.

Oğurlu, Yücel, İdari Yaptırımlar Karşısında Yargısal Koruma, Seçkin Y, Ank. ’01.

Sağlam, Mehmet, Disiplin Suç ve Cezalarına İlişkin Esaslar ve Uygulaması, (YDT), SÜSBE, Kon. ’03.

Sürbahar, Sadrettin, Disiplin Cezaları ve Uygulaması, İçişleri Bak. Y, Ank. ’76.

Taşkın, Ahmet, Kamu Görevlileri Disiplin Hukuku, 1. Bs, Seçkin Y, Ank. ’06.

Yıldırım, Ramazan/ Çınarlı, Serkan, Türk İdare Hukuku Dersleri-I, 1. Bs, Astana Y, Ank. ’18.

1517562053084
Prof. Dr. Çetin Arslan
?S=150&D=Mp&R=G
C.S. Murat Kayançiçek
error: Korumalı İçerik
Scroll to Top